Seçim-2
İlk söyleyeceğim İzmir’in ayıp ettiğidir. Hiçkimseye değil kendine ayıp ettiğidir. Bir ulaştırma bakanına görüşlerini bir kenara ittiler. Akp’nin İzmir üstündeki planını paşa paşa uygulamaya birebir kendi elleriyle koydular. Hizmet açısından, özellikle ulaşım hizmetleri açısından zor durumda “bıraktırılıdıkları” tabii doğrudur, evet; ama “Biz Kemalizm’in kalesiyiz.” iddiası her fırsatta dile getiriliyorsa o sandıktan Kemalizm’i belki galip lakin sersefil çıkarmamaları gerekirdi. Bilemiyorum. Benim için hayal kırıklığıdır İzmir.
İzmir’e bu kadar yükleniyorum; Antalya’ya, özellikle Eskişehire ve Mersin’e; İzmir’e olduğumdan çok daha sitemliyim.
Ben daha önce de dediğim gibi siyasa üzerine düşünmeye başladığım ilk andan şu saniyeye kadar tek bir an bile Chp’ye sempati duymadım, Kemalist olmadım. Ama gidip manen çok da zorlarak Chp’ye oy attım. Allah bir daha da Chp’ye oy attırmaz bana dilerim.
Diyeceğim şu; bunu ben yaptıysam Antalyalı, Eskişehirli, Çanakkaleli, Zonguldaklı, Balıkkesirli kardeşim de istisnai olarak yapabilirdi. Bunu tamamen kendi siyasa anlayışım doğrultusunda söylüyorum. Çok da yanlış bir şey söylüyorum. Çok da özgürlük dışı, yobaz, yüzkızartıcı bir şey söylüyorum. Ama benim siyasa anlayışım ve özellikle yaşadığım ülkenin vaziyeti beni bunu söylemek zorunda kılıyor. Ne yapayım?
Mhp tepesinden bakacak olursam vaziyete; benim beklediğimden çok daha başarılı bir seçim geçirdiler. Hatta tüm içtenliğimle söyleyecek olursam; paçayı ucundan kurtardılar ve şanslıydılar.
Ben şahsen seçimler öncesi Mhp’nin %9 u dahi bulamayacağı %8 küsürlerde kalacağı düşüncesindeydim. Oldukça şaşırdım %13 sonucuna.
Şanslıydılar derken kastettiğimi açıklamam gerekirse şöyle, ben seçimlerden bir hafta kadar önce sözde tarafsız araştırma ve istatistik kurumlarının Mhpnin oyunu %10’un altında göstererek seçmen üzerinde bir yanıltma uygulayıp, ciddi miktarda milliyetçi kesmi Akp’ye yönelteceğini düşünüyordum. Öyle olmadı. Benim gördüğüm 10 civarı kurumun sadece 1’i %10’un altında gösterdi Mhp’yi. Dediğim gibi benim takdirime göre ciddi bir şanstı bu onlar adına.
Bağımsızları iki şekilde değerlendiriyorum, Sırrı Süreyya Önder ve diğer Bdp’liler. Önce diğer Bdp’liler dediğim kesimi değerlendireceğim.
Açıkçası Bdp’den doğuda daha ciddi bir oy bekliyordum ben. Bunun sebebi referandumda destekledikleri boykot kararını bölge halkının ciddi oranda desteklemesiydi. Ben aynı oranı genel seçimlerde de bekliyordum onlardan. Yanılmıyorsam %90 -fazlası vardır, azı olmaz.- boykot oranları vardı. Bu orana en çok Hakkari’de yaklaştılar. Selahattin Demirtaş’ın etkisiyle. %81 sanıyorum. Siirt ve Bitlis’te Akp’ye geçilmeleri özellikle ilginç gelen nokta bana.
Sırrı Süreyya Önder kısmına bakacak olursam, meclisin en ciddi kazancı olduğunu düşünüyorum. Seçimin de en belki tek olumlu yanı olduğunu.
Şahsi düşüncelerim bunlar.
Yaşadığım ülke için bu saatten sonra tek dileyebileceğim olabildiğince az hasarlı bir 4 yıl geçirilmesi ve bir sonraki seçimlerde en başta kendim olmak üzere herkesin ciddi bir muhalif parti üretmek için değil, manevi açıdan huzurla, ideolojisine uygun hareket edebileceği ortamın oluşmasıdır.